City Football Group (CFG) denince akla tek bir şey gelir: Büyüme. Genelde kulüp satın alır. Asla satmazdı. Taa ki düne kadar. Mumbai ayrılığı hem dünya hem de Türk futbolu için farklı anlamlar taşıyor.
CFG, Hindistan’daki yatırımı Mumbai City FC’den çekildiğini resmen açıkladı. Hisselerini devretti ve ülkeden çıktı. Bu sadece bir “ayrılık” haberi değil. Aksine, küresel futbol sermayesinin artık nelere tahammül edemediğinin kanıtı.
Peki, Hindistan’da ne oldu? Ve daha önemlisi, bu karar City Football Group’un Başakşehir işbirliği, Sport Republic’in Göztepe yatırımları için ne anlama geliyor? Detaylara dalalım. 👇
1. Mumbai City: Başarı Hikayesi Neden Bitti?
City Football Group, 2019 yılında Mumbai City’nin çoğunluk hissesini aldı. Plan basitti. Hindistan’ın dev nüfusunu ve potansiyelini kullanmak. İşler sahada harika gitti.
- Kulüp 2 kez Lig Şampiyonluğu kazandı.
- 2 kez Lig Kupası’nı kaldırdı.
- Asya Şampiyonlar Ligi’nde boy gösterdi.
Ancak saha dışındaki kaos, saha içindeki başarıyı yedi. CFG, Cuma günü yaptığı açıklamada hisselerini kurucu ortaklara (Ranbir Kapoor ve Bimal Parekh) devrettiğini duyurdu. Gerekçe ise çok netti: “Ligin geleceğindeki belirsizlik.”
2. Krizin Adı: Kontratsız Bir Lig
Hindistan Süper Ligi (ISL), aslında kriket ligi IPL modeline benziyor. Fakat işin ticari tarafı çökmüş durumda. Ligin organizatörü FSDL ile Hindistan Futbol Federasyonu (AIFF) arasındaki Ana Haklar Sözleşmesi (MRA) sona erdi. Ve yenilenemedi.
Eylül 2025’te başlaması gereken yeni sezon tehlikede. Yayıncı yok. Takvim belli değil. Gelir modeli belirsiz. Aralık ayının sonuna geldik ve lig hala başlamadı. CFG gibi “disiplinli ve stratejik” bir yapı için bu kabul edilemez. Zira kurumsal sermaye riski sever ama belirsizlikten nefret eder. CFG, “Kapsamlı bir ticari inceleme yaptık” dedi. Sonuç olarak, kaotik bir ortamda kalmanın anlamsız olduğuna karar verdiler.
3. Çoklu Kulüp Sahipliği İçin “Çıkış Stratejisi”
Bu olay, Çoklu Kulüp Sahipliği modelinde bir dönüm noktasıdır. Yıllardır yatırımcıların sadece “satın aldığını” gördük. Oysa Mumbai örneği bize şunu öğretti: Eğer yerel ekosistem (Federasyon, Lig yönetimi) bozulursa, global sermaye bavulunu toplar. CFG’nin portföyünde hala 11 kulüp var.
- Manchester City (İngiltere)
- Girona (İspanya)
- Palermo (İtalya)
- New York City (ABD)
Bu liglerin ortak özelliği ne? İstikrar. Kuralların her gün değiştiği, sözleşmelerin yenilenmediği yerde CFG barınmaz.
4. Başakşehir İşbirliği ve Türk Futbolunun Geleceği
City Football Group, geçtiğimiz sene RAMS Başakşehir ile bir işbirliği anlaşması imzaladı. Bu tam bir “satın alma” değildi. Daha çok bir futbol danışmanlığı ve stratejik ortaklıktı. Ancak nihai hedefin tam sahiplik olabileceği hep masada.
Şimdi Mumbai örneğine bakınca, City Football Group ve Türk futbolu ilişkisi için alarm zilleri çalıyor olabilir mi? Hindistan’daki sorun “Sözleşme Belirsizliği” idi. Peki Türkiye’de durum ne?
- Sık tekrar eden yayın ihalesi
- Sürekli değişen TFF yönetimleri
- Sahadan çekilen takımlar
- Hakem kararları
Eğer CFG, Hindistan’dan “istikrarsızlık” yüzünden çıktıysa, Türkiye’deki kaosu nasıl yorumluyor? Başakşehir kurumsal olarak düzgün yönetilen bir kulüp. Buna şüphe yok. Fakat kulübün içinde bulunduğu “Lig Ekosistemi” (Süper Lig) istikrarsızsa, CFG için bu bir “Kırmızı Bayrak” olabilir.
5. Bir Sınav da İzmir’de

Başakşehir ile olan flört bir yana, Türkiye’de “Çoklu Kulüp Sahipliği”nin yaşayan, nefes alan en somut örneği Göztepe’dir. İngiliz Southampton’ın da sahibi olan Sport Republic, İzmir ekibinin %70 hissesini alarak Türkiye’ye doğrudan sermaye girişi yaptı.
Mumbai City olayını Göztepe üzerinden okursak durum daha da sıkıntılı. Neden mi? CFG, Hindistan’dan neden çıktı? “Lig yönetimi ve sözleşme belirsizliği” yüzünden. Ligdeki istikrarsızlık ve oturmayan bir düzen onlar için de kararlarını gözden geçirmelerine neden olabilir.
Sport Republic şu an Göztepe’nin sportif başarısından (Süper Lig performansı) memnun olabilir. Ancak Mumbai örneği gösterdi ki; bir fon şirketi için “Sportif Başarı”, “Yönetimsel Kaos”u tolere etmeye yetmiyor. Eğer Süper Lig’in marka değeri ve yönetilebilirliği tartışmalı hale gelirse; Sport Republic de tıpkı City Group’un Hindistan’da yaptığı gibi “Biz bu riskli masada yokuz” diyebilir. Bu, sadece bir yatırımcının gitmesi değil; “Yabancı sermaye Türkiye’ye güvenmiyor” damgasının vurulması olur.
Sonuç: Bir Uyarı Fişeği
City Football Group’un Hindistan’dan çekilmesi basit bir ticari karar değildir. Bu, gelişmekte olan futbol pazarlarına atılmış bir uyarı fişeğidir. Özetle mesaj şudur: “Futbolunuz düzene girmezse, biz gidiyoruz.”
Başakşehir ile olan flörtün sürmesi veya Göztepe’deki Sport Republic yatırımının kalıcı olması tamamen buna bağlı. Mumbai kararı, City Football Group ve Türk futbolu arasındaki geleceğin de en net fragmanıdır.