WSL’in Ekonomisi

İngiltere Kadınlar Süper Ligi’nde (WSL) 2025-2026 sezonunda ilk yarıy geride kaldı. Takvimler Ocak ayını gösteriyor, ikinci yarı başlamak üzere. Ama biz sahada kimin kazandığıyla değil, banka hesaplarında kimin kazandığıyla ve WSL’in milyar dolarlık yükselişi ile ilgileniyoruz.

Kasım 2025’te yayınlanan Global Data’nın raporunun verileribe göre tablo çok net: Kadın futbolu “büyüme” evresini geçti, artık “ölçeklenme”döneminde.

Medya Hakları

Sezon başındaki medya anlaşmaları, ilk yarı itibarıyla meyvelerini verdi. 2018’den bu yana ligin medya değeri tam %983 artmıştı. Bu, herhangi bir startup için bile rüya gibi bir oran.

Şu an içinde bulunduğumuz sezonda yerel medya geliri yıllık yaklaşık 16.9 milyon dolar seviyesinde. Sky ve BBC’nin stratejisi ilk yarıda çok konuşuldu. Sky, maçları Pazar akşamından öğlen saatlerine çekerek Premier Lig ile çakışmayı önledi. Bu hamle, Pazar günü ekran başında olan kitleyi maksimize etti.

Dijital tarafta ise ligin YouTube stratejisi işliyor. WSL 2 maçlarının YouTube’dan yayınlanması, ligin global erişimini açtı. Erişim engelini kaldırırsanız, ürününüzü herkes izler.

Sponsorluk: Devler Ligine Hoş Geldiniz

Eskiden markalar kadın sporlarına “sosyal sorumluluk” bütçesinden pay ayırırdı. Artık pazarlama bütçesinden “yatırım” yapıyorlar.

Ligin tahmini yıllık sponsorluk geliri 23.5 milyon dolara ulaştı. Bu tüm zamanların rekoru. En büyük oyuncu hala Barclays. Ligin isim sponsoru olmaya devam ediyorlar. Yıllık anlaşma değeri tam 19.98 milyon dolar. Bu rakam, kadın futbol tarihindeki en büyük kontratlardan biri.

Ancak portföy çeşitleniyor. İlk yarıda yeni oyuncular sahaya indi. Lig bu sezon dört yeni anlaşma yaptı. British Gas enerji ortağı oldu. Football Manager oyuna kadın liglerini ekledi. Bu hamle çok kritik. Çünkü Z kuşağı sporla oyunlar üzerinden bağ kuruyor.

Sektörel dağılıma bakın. Finans sektörü lider. Ancak teknoloji ve tüketim ürünleri de artışta. Panini bile çıkartma albümleriyle pastadan payını alıyor.

Arsenal’in Stadyum Stratejisi

İlk yarının tartışmasız kazananı Arsenal oldu. Ve bunu sahaya çıkmadan, masa başında aldıkları bir kararla yaptılar: “Maçları Emirates’te oynayacağız.” Sonuçlar ortada. Arsenal, ilk yarıda ortalama 28.808 seyirciye oynadı. Bu rakam, rakiplerinin üç katından fazla. Daha da önemlisi, kulübün maç günü geliri (bilet, loca vs.) 5.7 milyon doları aştı. Bu, ticari gelirlerinden bile fazla. Yani büyük stadyum, büyük para demek.

Diğer yanda Manchester United var. Maçlarını hala ulaşımı zor olan Leigh Sports Village’da oynuyorlar. Tren istasyonu bile olmayan bir yerden bahsediyoruz. Arsenal modern bir “business” dersi verirken, United potansiyelini masada bırakıyor.

Bağımsız Bir “Unicorn”: Lionesses

Spor dünyasında “bağımsızlık” zordur. Genelde kadın takımları, zengin erkek takımlarının sübvansiyonuyla yaşar. Ama London City Lionesses (LCL) bu kuralı bozuyor.

Arkalarında bir erkek futbol takımı yok. Tamamen bağımsız bir yapı. İş insanı Michele Kang takımı satın aldı. Vizyonu tamamen değiştirdi.

Bu sezon Nike ile özel bir anlaşma yaptılar. Anlaşma yıllık tahmini 500.000 dolar değerinde. Formalarında “Togethxr” markası var. Bu anlaşmanın değeri de yıllık 750.000 dolar.

Bu model çok önemli. Eğer LCL başarılı olursa, tüm spor dünyasına yeni bir “franchise” modeli sunacak. İngiltere’de erkek takımının gölgesinde kalmadan da marka olunabileceğini kanıtlayacaklar. Şu an tüm yatırımcıların gözü bu deneyin üzerinde.

Dikkat Savaşları

Ocak ayı itibarıyla sosyal medya raporları da elimizde. Lig genelinde takipçi sayısı yıllık %22 arttı. Manchester City, kadın takımı için açtığı özel hesaplarla takipçi sayısını %94 artırarak dijitalin şampiyonu oldu. Chelsea ve Arsenal ise ligin toplam takipçi kitlesinin %58’ini elinde tutuyor.

Sonuç: İkinci Yarı Başlıyor

Kasım ayında Global Data’nın yayınladığı raporun verileri çok net bir hikaye anlatıyor. WSL artık bir “gelecek projesi” değil. Bugünün karlı işi.

  • Medya gelirleri patladı (%983 artış).
  • Barclays 60 milyon dolarlık (3 yıllık) taahhüt verdi.
  • Arsenal sadece bilet satışından milyonlar kazanıyor.

Yönetim yapısı da değişti. Artık Federasyon (FA) değil, bağımsız bir şirket (WPLL) ligi yönetiyor. Bu, kararların “bürokratik” değil “ticari” olacağı anlamına da gelir.

İkinci yarı başlarken trendler ortada. Kadın futbolu bir varlık sınıfı olarak kendini kanıtladı. Bu büyüme hikayesini 2026’ta da izlemeye devam edeceğiz.

GitBaşa Dön