Boşanmalar zordur. Milyar dolarlık boşanmalar ise tam bir kabustur.
Adidas ve Kanye West (yeni adıyla Ye) ayrılığını hatırlıyorsunuz.
Bu sadece bir magazin haberi değildi. Bu, kurumsal tarihin en pahalı ayrılıklarından biriydi.
Ortada devasa bir enkaz vardı. Depolarda çürümeye terk edilmiş 1 milyar Euro’luk satılmamış ayakkabı.
Şirketler genelde bu durumda ne yapar? Zararı yazar, stokları yakar ve unutmaya çalışır.
Ama Adidas farklı bir yol seçti. Bu krizi, 205 milyon Euro’luk devasa bir hayırseverlik operasyonuna dönüştürdüler.
Şimdi gelin, Adidas Foundation’ın perde arkasına bakalım. Rakamlar şaşırtıcı. Strateji ise tam bir ders niteliğinde.
Milyar Dolarlık Stok Sorunu
Önce matematiğe bakalım.
Adidas, Ye ile yolları ayırdığında takvimler 2022’yi gösteriyordu. Sebep? Ye’nin antisemitik ve ırkçı söylemleri. Hatta Adolf Hitler’e övgüler yağdırması bardağı taşırdı.
Ortaklık bitti. Ama ayakkabılar kaldı. Adidas’ın elinde 1 milyar Euro’dan fazla Yeezy stoku patladı.
Bu durum bilançoda ciddi “değer düşüklüğü” yarattı ve karlar sert düştü. Yatırımcılar mutsuzdu.
Adidas’ın önünde iki seçenek vardı:
- Ayakkabılar imha edilecek. (Çevresel felaket).
- Ayakkabılar satılacak. (Ahlaki ikilem).
Onlar üçüncü bir yol buldu: Sat ve Bağışla.
Robin Hood Stratejisi: Kötüden Al, İyiye Ver
Adidas, 2023 ve 2024 arasında bu stokları eritmeye başladı. Elde edilen kardan 60 milyon Euro, doğrudan nefretle mücadele eden örgütlere bağışlandı.
Fakat asıl hamle bu değildi. Asıl hamle, Adidas Foundation (Adidas Vakfı) oldu.
Adidas, 2023 yılında bir vakıf kurdu ve vakfa tam 10 yıl boyunca 205 milyon Euro fon sağlama taahhüdü verdi.
Paranın kaynağı ne? O tartışmalı Yeezy ayakkabılarının satışından gelen gelirler.
Yani ırkçı söylemlerle lekelenen bir markanın parası, şimdi ırkçılıkla savaşıyor. Buna “Finansal Karma” diyebiliriz.
Kaar: “Biz Bağımsızız”
Vakfın başında Genel Müdür Melissa Liszewski Kaar var.
Melissa, Financial Times’a net konuştu:
“Yeezy olayı üzerimizde en ufak bir gölge bile bırakmadı.”.
Burada kritik bir detay var. Vakıf, Adidas’tan yasal olarak tamamen ayrı. Operasyonel kararlara Adidas karışmıyor.+1
Melissa durumu şöyle özetliyor:
“Paranın nereye gideceğine tamamen, bağımsız olarak biz karar veriyoruz.”.
Bu, klasik Alman kurumsal vakıflarından farklı bir model. Robert Bosch veya Volkswagen vakıfları gibi devasa bir “ana sermayesi” (endowment) yok. Bunun yerine Adidas, her yıl ihtiyaca göre para aktarıyor.
İsim Hakkı: Kapıları Açan Anahtar

Bağımsızlık güzeldir. Ama Adidas ismini taşımak daha güzeldir.
Melissa, “Adidas” markasının kapıları açtığını kabul ediyor. Ama bu durum bazen kafa karıştırıyor.
İnsanlar vakfı, Adidas’ın sponsorluk departmanı sanıyor. Çalışanlar sürekli açıklama yapmak zorunda kalıyor: “Hayır, biz ürün dağıtmıyoruz. Hayır, sporcu sponsorluğu yapmıyoruz.”.
Vakıf şu an 40’tan fazla ülkede faaliyet gösteriyor. Yaklaşık 20 kişilik bir ekibe ulaştılar. Şimdiye kadarki en büyük hibe? Üç yıl için 700.000 Euro.
Misyon: Spor Yoluyla Nefretle Mücadele
Peki, bu 205 milyon Euro nereye gidiyor?
Odak noktası belli: Spor yoluyla nefret ve ayrımcılıkla mücadele. Bu vizyonu, ilk fonlamayı yaparken Adidas belirledi. Elbette vakfın yetkisi sadece ırkçılık ve antisemitizmle sınırlı değil.
Talep inanılmaz boyuta ulaştı. İlk programa dünya genelinden 750’den fazla başvuru gelmiş. Melissa’ya göre bu, “Dünyada buna ne kadar ihtiyaç olduğunun kanıtı”.
Gelecek: Kendi Ayakları Üzerinde Durmak
Her vakıf bir gün büyür ve evden ayrılmak ister.
Adidas Vakfı’nın uzun vadeli planı da bu. Finansman kaynaklarını çeşitlendirmek istiyorlar.
Melissa çok haklı bir noktaya parmak basıyor:
“Bir kâr amacı gütmeyen kuruluşun tek bir fonlayıcıya bağlı olması sağlıklı değil.”.
Henüz aktif bağış toplama sürecine başlamamışlar. İlk 5 yıllık strateji, “güçlü bir temel atmak” üzerine kurulu.+1
Pozitif Bir Ortam Yaratmak
Ye krizi Adidas için bir felaketti. Hisse değeri eridi. İtibar zedeleyici bir durum.
Ama bu krizden çıkan sonuç etkileyici. Bir şirket, deposundaki “toksik” varlığı, toplumsal bir faydaya dönüştürdü.
Melissa son noktayı şöyle koyuyor:
“Biz ileriye bakıyoruz. Ortaklarımızla pozitif bir ortam yaratmaya çalışıyoruz.”.
Yeezy ayakkabıları belki tarihe karışacak. Ama o satışlardan gelen 205 milyon Euro, uzun süre konuşulacak.
